20 Mart 2012 Salı


FAS / MARAKEŞ

Ve Marakeş’e geldik… Hemen otelimize yerleştik. Biraz dinlendik, hazırlandık ve dışarı çıktık… Marakeş, Marakeş, Marekeş …. Masal gibi bir şehir… . Binaların ve toprağın renginden dolayı "Kızıl Şehir" olarak bilinir. Marakeş, renkli gece hayatı, marjinal gece kulüpleri, otantik Riadları ve nemi çok düşük Atlas Dağları'nın havasıyla, özellikle Fransa’dan çok fazla turist çekmektedir. Rengârenk, canlı, egzotik, kesinlikle heyecan verici ve sarhoş edici bir enerjisi var Marakeş'in. Kokuları, sesleri, görüntüleri, renkleri, şahit olduğunuz sahneleri ile adeta bir define adası. Yoğun ve yorucu ama bir o kadar da şaşırtıcı ve doyurucu. Duvarlarla çevrili bir alanda yer alan eski şehir Medina, dolambaçlı daracık sokakların, biri diğerine benzemeyen dönemeçlerin, sonu gözükmeyen geçitlerin, çıkmaz sokakların oluşturduğu gerçek bir labirent. Kızıl, pembe, turuncu duvarların arasında döne döne ilerleyen sokaklarda karşınıza çeşit çeşit desenli ve süslemeli muazzam ahşap kapılar çıkıyor. Öyle orjinal kapılar var ki, sadece bir gün kapı turu yapmaya ayırmak mümkün. Rengarenk, labirent gibi daracık sokakların arasında ilerlerken birden karşınıza çıkıveren ufak meydanlar nefes almanızı ve haritaya bakarak yönünüzü bulmanıza imkan tanıyor. Kapıların ardında ise hiç tahmin edemeyeceğiniz gizli cennetler yer alıyor. 

Marakeş’te görülmesi gereken yerler

Djemaa El-Fna (Kıyamet Meydanı)

 Marakeş'in hiç kuşkusuz en önemli yeri Kıyamet Meydanı’dır. Akrobatlar, sokak sirkleri, dansçılar, müzisyenler, falcılar, yılan oynatıcıları vs.’ye akşama doğru yemek tezgahları da eklenir. Her tür yemeği bulabileceğiniz bu tezgahlar açık oldukları sürece doludur. Alanda bir kaç dirhem bahşiş vererek maymunlarla, yılanlarla ya da geleneksel kıyafetlerine bürünmüş yerlilerle fotoğraf çektirebilir, kınacılarda dövme (50-100 Dh arasında değişir) yaptırabilir; ya da tüm bu hengameyi meydana nazır bir kafede yüksekten izleyebilirsiniz. Burada neler olduğunu ve nasıl vakit geçirebileceğinizi anlatmak oldukça güç, her an yeni bir şovla karşılaşabilirsiniz. Marakeş’e gelen her turistin muhakkak dolaştığı Djemaa el Fna’yı siz de muhakkak görmelisiniz J
Ben Youssef Madrassa (Ben Yusuf Medresesi)
Dar Si Saïd Museum (Si Said Müzesi)
El Badi Palace (Baadi Sarayı)
Souks
Les Jardins Majorelle (Majorel Bahçeleri)
El Bahia Palace (Bahia Sarayı)
Saadian Tombs (Saadi Mezarları)
Koutoubia Mosque (Kutubya Cami)

Ayrıca önemli bir not özellikle farklı mekanlar sevenler için, “Hotel Mamounia” La Mamounia ünyanın en lüks 5 otelinden biri olarak kabul ediliyor. Winston Churchill burayı çok severmiş; Marakşiler de buna karşılık otelin en popüler barına onun ismini vermişler. La Casino Mamunia'ya ya da Churcill Bar’a girerek oteli yakından görebilirsiniz. Şık giyinmek şart.
Detaylardan bahsetmek gerekirse; Marakeş şehri Afrika ve Dünya'daki en faal alanlardan birine sahiptir, Kuzey Afrika’daki çoğu şehir gibi Marakeş de etrafı surlarla çevrili bir eski şehir (Medina) ve buna komşu yeni ve modern bir şehirden oluşur. Marakeş’in çevresinde kent kadar ilgi çekici yerler vardır; turistler için bu mekanlara günlük geziler düzenlenmektedir. Atlas Dağları’ndaki Berberi Köyleri ve Ourika Vadisi ve Draa Nehri maceracı turistlerin en sevdikleri yerlerdir. Doğal güzelliklere ve tarihe meraklı olanların tercihi ise Essaouirave Ouzoud Şelaleleri'dir. Marakeş ayrıca çöl kapısı tabir edilen şehirlerden (Ouarzazate, Zagora,Taroudant, Erfoud) önceki son noktadır. Tabi bizde hemen bir gezi grubuyla anlaşma yapıp 2 gün sonraki ki çöl turuna katılmak için anlaştık. İyi bir rakam ödendiğimizi biliyorum…
Akşam için çok özel ve şık bir Fransız Restoranında yemek ve eğlence için arkadaşlar yer ayırttı. Bizde hazırlandık gittik. İnanılmaz bir yerdi, inanılmaz bir havası vardı. Önce şu yemekler geldi...
Biz birbirimizin yüzünü göremezken kafalarında tepsi içinde yarım metelik mumların yandığı, yüzleri sarımtırak renge boyandığı, renga renk kıyafetlerin giyildiği, gözleri sürmeli 25-30 kadın müzik eğliğinde yemek salonuna konak merdivenlerinden gelmeye başladılar. O büyüye kapılıp giderken, hatta heyecandan gizlice nasıl fotoğraflayacağımı bilemezken bu kadınların arkasından içeri oryantal müzik eşliğinde ve buharlar içine 30 kadar dansöz içeri girdi ve büyük bir ciddiyetle dans gösteri yaptılar. Ben şuan bahsederken bile işin büyüsüne kapıldım, mutlaka hissetmenizi ve yaşamanızı öneririm. İnanılmaz bir duygu zira… Gece otele geldiğimizde, bizi sabah erken uyandırmaları için ve kahvaltıyı çok erken hazırlamalarını rica ettik.. Çünkü sabah çöle gitmek üzere yola çıkacaktık…
Marekeş’e tekrar geri geldiğimizde öğlen zamanlarıydı. Otele geçtik biraz dinlenip Kıyamet Meydanında gezmeye başladık. 
George orwell'in 1945 tarihli 'the new strategy of style' isimli kitabının 'marrakech' bölümünde, yerel halkı tasvir ederken kullandığı "politically incorrect" ifade şöyledir:

"iki yüz bin nüfuslu böyle bir kasabada yürüdüğünüzde, ki en az yirmi bin kişisinin üzerinde oturdukları kilimden başka hiçbir şeyleri yok, insanların nasıl yaşadıklarını değil, nasıl öldüklerini görebiliyorsunuz...
Tüm sömürge imparatorlukları bu gerçek üzerine inşa edilmişlerdir. İnsanların yüzleri kahverengi ve her yer onlarla dolu. Kim bilir her birinin farklı bir ismi var mıdır acaba? Yoksa arılar ya da böcekler kadar bireyselliğe sahip, tıpatıp kahverengi şeyler mi bunlar? Doğuyorlar, terliyorlar, birkaç yıl açlık çekiyorlar sonra da isimsiz mezarlıklardaki yerlerini alıyorlar ve gittiklerini hiç kimse fark etmiyor bile... Hatta mezarları bile toprağa karışıp kayboluyor. mesela sahile doğru yürüyüşe çıktığınızda ayağınız bir tümseğe takılıyor ve biraz eşelediğinizde iskeletlerle karşılaşıyorsunuz. son derece normal bir durum." ...
Tabi şimdi öyle bir durum yok oldukça kişiler saygınlığına önem veriyor, ayrıca Marakeş’in  Türkçesi "kalma git" anlamına geliyor. İlk gün, atmosferin ve insanların etkisiyle adına ne kadar uygun diye düşünüyor, ikinci gün ise büyüsüne kapılıp gidiyorsunuz.
İnsanlar, faytonlar, arabalar, motosikletler ve bisikletler, hepsi aynı anda hareket ediyor ve kimse kimseye çarpmadan trafik akıp gidiyor. Şehrin en önemli yeri akrobatların, yılan oynatıcılarının ve falcıların bulunduğu önce beni çok korkutan fakat sonra büyüsüne kapılıp içinde kaybolduğum “djema el fena” meydanıdır. Meydana girdiğiniz an bir büyü başlıyor. Durmaksızın çalan davul seslerine arada zil ve kaval sesleri ekleniyor. Maymunuyla yanınıza gelmeye çalışan bir adam, yanından fırlayan hokkabazlar, dans eden kobralar, kına yakan berberi kızları ve en dikkat edilmesi gereken de kadın, erkek, çocuk onlarca yankesici ve dilenci. Halktan kimseyle göz göze gelemiyorsunuz. bu hataya duşerseniz, peşinize takılıp paranızı alana kadar sizi rahat bırakmıyorlar. İmkânı olan herkes bir kere de olsa gidip o havayı solumalıdır. Gidip solumakla kalmamalı gecenin bir vaktinde çiseleyen yağmurun ortasına kollarını açıp 5 dk. Kendi çevresinde dönmelidir. Hiçbir şey düşünmeden…

 Önce yine alış veriş için Medin ayı gezdik… ben pullu bir etek aldım pembe üstelik… sonra deve aldım…


 Ayrıca bu Cafe yi çok beğendim. En iyi hizmet buradaydı..

 Sokaklarda sümüklü böcek satan tezgahlar görürseniz sakın korkmayın, çünkü buranın halkı sümüklü böcekleri lezzetli buluyor ve yiyorlar..


 Bende ucundan biraz tadına baktım tabi .....  :)
Biraz daha gezip

 Karşılıklı Fotoğraf çekilip
 Öyle bir şey ki çarşıda gördüğünüz her dükkânda sanki yüzyıllar öncesinden kalmış bir hazineyi keşfedeceksiniz hissiyle saatlerce dolaşabiliyorsunuz. Özellikle formülü gizli her derde deva iksirlerle dolu baharatçılar daha çok dikkatinizi çekebiliyor. Fiyatlar oldukça makul. 
Chez Ali Show 

Sonra da “Cez Ali Show”a gitmek için hazırlanmaya başladık. Chez Ali Showda, tamamen kendinizi eski zamanlarda hissediyorsunuz. Dekor ve konsept bu yönde hissetmenizi sağlıyor. Show meydanına giriş de sizi atlılar karşılıyor. Ve içeriye girip aktivitelere katılıp; fotoğraf çektirebiliyorsunuz. Hatta deveye de binebiliyorsunuz. Tamamen Fas Mutfağına özgü ve otantik çadırınızda yemeklerinizi yiyebiliyorsunuz.Yemeklerinde başrolü Kuzu çevirme ve Kuskus üstleniyor. Arap yemeklerinin genel olarak ağır olduğunu biliriz. Chez Ali Show adı üstünde tabiki Show’dan oluşuyor. Atlı göstericiler tarafından yaklaşık 45 dakika süren bir gösteri izliyorsunuz. Sonrasında da Chez Ali Show sona eriyor.






1 yorum:

  1. Merhaba, bloğunuzu çok beğendim. Böyle bir bloğa sahip olduğunuz için sizi kutluyorum.
    Sizi kendi bloğuma davet etmek istiyorum. beyazlimon.blogspot.com
    Teşekkürler.

    YanıtlaSil

Yorumlar